71
Products
reviewed
194
Products
in account

Recent reviews by Fear

Showing 1-10 of 71 entries
<123 ... 8>
2 people found this review helpful
18.4 hrs on record (1.5 hrs at review time)
optimizasyon çöp + her sene aynı oyun tek fark kadrolar formalar değişik
Posted August 9.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
52.7 hrs on record
Elden Ring Nightreign, büyük potansiyeli olan fakat FromSoftware'in tembelliği yüzünden bütün potansiyeli harcanan bir oyun olmuş. Oyunun mantığı gayet güzel ve zevkli, ona lafım yok. Oyun Rogue-like + PUBG + Elden Ring şeklinde olmuş, nasıl mı hemen anlatayım:
Oyunun başında bir kuş geliyor, seni haritaya bırakıyor. Kampları, düşmanları, bossları temizleyerek ilerliyorsun. Birbirinden farklı eşyalar ve eklentiler topluyorsun, aynı zamanda rün toplayıp seviyeni artırıyorsun. Tüm bunları yaparken de PUBG'deki gibi alan daralıyor yavaş yavaş. Alan en dar haline gelince de diyelim 1. gündesiniz, o günün Main Boss Fight'ını oynuyorsunuz. Herkes ölürse maç bitiyor fakat ölmezseniz 2. gün aynı şekil devam ediyor. 2. günü de geçince hemen 3. güne atlayıp Final Boss Fight yapıyorsunuz.
Burada hakkını vermek lazım FromSoftware türleri birbiriyle karıştırma konusunda gerçekten güzel bir iş çıkarmış. PUBG'den aldıkları alan daralması ile Souls türünün combat yapısı birleşince ortaya inanılmaz tempolu ve sürükleyici bir oynanış çıkmış. Rogue-like gibi olmasını sağlayan eklentiler ve Relicler sayesinde de çok çeşitlenmiş oynanış.
Oyunun potansiyeli neden mi harcanmış onu da anlatayım. Oyundaki her şey Elden Ring ve Dark Souls oyunlarından alıntı. Silahlar, büyüler, ara bosslar, hepsi önceki oyunlardan kopyalanıp aynen buraya koyulmuş. Tek yeni şey oyunun başında olan o 8 tane ana boss ve haritada rastgele bulduğumuz eklentiler. FromSoftware, oyuna yepyeni mekanikler ve sıfırdan düşmanlar eklemek yerine resmen kolaya kaçmayı tercih etmiş. Yine de her şeye rağmen o en başta seçtiğimiz 8 ana boss'un tasarımları, arenaları ve yaşattıkları görsel şölen tek kelimeyle muazzam. Eğer bu harika ve yenilikçi hibrit oynanış mantığını eski assetlerle doldurmak yerine tamamen yeni içeriklerle besleselerdi, karşımızda harika bir oyun olabilirdi. Bu haliyle maalesef potansiyeli tembellik yüzünden harcanmış bir oyun olmaktan öteye geçemiyor. Fakat böyle olması oyunun kötü olduğu anlamında gelmez. Oyun eklentiler olsun karakterler yani Nightfarerlar olsun Relicler olsun antrenman yeri olsun oyunun kendi hikayesi olsun gayet güzel düşünülmüş. Tek sıkıntısı diğer Souls oyunlarına göre bir yenilik yok bosslar, silahlar, büyüler hepsi aynı.
Oyunu %100 başarım yapmam 52 saat sürdü. Düz Elden Ring kadar uğraştırıcı değildi, başarımları fullemek kesinlikle beklediğimden çok daha kolaydı. Ama bu demek olmuyor ki oyundaki Boss Fight'lar da kolay. Bazı fightlar var ki onlarda çok zorlandım. Birde Everdark halleri var onlarda daha zor hali kat kat güçlü halleri. Yani gayet zorlayıcı iş birliği lazım ekip çalışması lazım zaten oyunun amacı da bu.
Eğer bu oyunu beraber oynayacak bir arkadaş grubunuz varsa kesinlikle şans verilmeli, ekipçe girince gayet zevkli oluyor. Random kişilerle oynasanız da aslında hala zevkli (bazen istisnalar olabilir) bir oyun fakat arkadaşlarınla sesli iletişim kurabilmen çok daha büyük bir avantaj sağlıyor.
Kısacası oyuna puanım 7.5/10 her türlü oynaması gayet zevkli bir oyun olmuş fakat o tembellik olmasaydı önceki oyunların toplaması olmasaydı kesinlikle karşımızda çok daha farklı ve çok daha güzel bir Nightrein olabilirdi.
Posted July 20.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
2 people found this review helpful
26.6 hrs on record
EA'in sadece çok oyunculu ve para odaklı projelere sıkışıp kalmadığını, aslında hala ne kadar güçlü hikayeli oyunlar yapabildiğini ve yapabileceğini hatırlatan bir yapım oldu Jedi: Fallen Order. Oyunu bitirdikten sonra bilgisayar başında düşündüğümde karşımızda kusursuz bir başyapıt olmadığını biliyorum ama oynadığım en iyi Star Wars deneyimi olduğu da bir gerçek. En başta şunu demek istiyorum oyunun grafikleri muazzam, tam bir görsel şölen. Grafikleri aşırı gerçekçi duruyor. Optimizasyonunda da bir sıkıntı görmedim Epic ayarlarda sorunsuz bir şekilde oynadım. Grafik ve optimizasyondan da bahsettiğimize göre oyuna geçelim. Oyun Order 66’in üzerinden beş yıl geçmiş, umudun tükendiği o karanlık galakside geçiyor. Ana karakterimiz Cal Kestis, geçmişini gizlemeye çalışan, travmalı bir hurda işçisi. Star Wars yapımlarındaki Jedi'lara göre Cal tam tersi. Nasıl mı? Sıkça hata yapan, Güç ile bağı kopmuş ve tam potansiyeline ulaşamamış bir karakter olduğu için hikaye çok daha organik ve dost canlısı hissettiriyor. Öncelikle oyunun hikayesini gayet kaliteli ve sürükleyici buldum ve hikaye anlatımını da beğendim. Ara sahnelerde gerçekten çok hoşuma gitti özellikle o flashback anlarında. Sadece bununla da kalmıyor bence karakterlerin duyguları mimikleri güzel yansıtılmış ara sahnelerde. Seslendirme ve oyuncu kadrosunu da çok beğendim. EA ve Respawn işbirliği gerçekten güzel olmuş güzel bir oyun yapmışlar helal olsun tek sıkıntı Türkçe dil desteği yok ama olsun ben anlayabildim o yüzden pek sıkıntı olmadı. Oyunun hikaye anlatımındaki en can alıcı noktalardan biri Cal’ın geçmişiyle yüzleştiği flashback sahneleri. Karakterimizin çocukluğuna döndüğümüz, eski ustası Jaro Tapal ile Padawanlık eğitimini aldığımız o anlar sadece duygusal birer sinematik değil, oyunun gelişim mekaniğinin de merkezi. Cal, geçmişindeki o travmatik katliam gecesiyle yüzleştikçe ve bastırdığı anılarını hatırladıkça, Güç ile olan kopuk bağını yeniden kuruyor. İşte bu eğitim sahnelerinin hemen ardından Cal'ın zihninde unuttuğu o temel Güç ve Jedi yeteneklerini (itme, çekme, duvarda koşma, çift zıplama gibi) açarak oynanışa dahil oluyor üstüne meditasyon noktalarındaki yetenek ağacına da yeni yetenekler ekliyor. Bu uyanış, meditasyon noktalarında karşımıza çıkan yetenek ağacını da doğrudan besliyor. Sadece düz istatistik artırmak yerine ışın kılıcınıza yeni saldırı kombinasyonları ve Güç yeteneklerini kuvvetlendiren işlevsel hareketler sunan bu ağaç, hikayedeki o hatırlama anlarıyla paralel olarak genişliyor. Böylece her yeni flashback sonrasında hem yeni bir Güç mekaniği kazanıyorsunuz hem de yetenek ağacında o mekaniği geliştirecek yepyeni dallar açılıyor; bu da karakterin gelişimini muazzam bir şekilde doğal hissettiriyor. Ayrıca oyunda ışın kılıcınızı da istediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz zaten oyunun biraz sonlarına doğru daha detaylı oluyor o özellik fakat oyun boyu bayağı hoşuma gitti bir de her kısmı aynı parça yapmak zorunda da değilsiniz karışık hepsi bir arada da oluyor böyle ortaya karışık kombinasyonlarda gayet güzel ve şık duruyor. Işın kılıcı renklerinden zaten bahsetmeme bile gerek yok diye düşünüyorum hepsi birbirinden güzel. Neyse incelemeye devam. Yanımızdaki ekip başta klişe gelse de zamanla altları güzel doluyor ama oyunun gizli yıldızı kesinlikle o sevimli minik droid BD-1 olmuş. Omzumuzdaki o minik can yoldaşının mırıldanmaları ve mimikleri, oyuna inanılmaz bir sıcaklık ve tatlılık katmış. Atmosfer konusunda da harika bir iş çıkarmışlar; İmparatorluk terörünü ve kadim tapınakların gizemini iliklerinize kadar hissederken o buram buram Star Wars kokan müziklerle atmosfere tamamen kapılıyorsunuz. İşin oynanış kısmına geldiğimizde Fallen Order tam bir mekanik çorbası gibi. Geliştiriciler Uncharted’ın tırmanma dinamiklerini almış, içine Tomb Raider bulmacası atmış, dövüş sistemini de Sekiro gibi diğer Souls oyunlarından aşırıp Star Wars'la karıştırmışlar. Bu yüzden oyunun dövüş sistemini gayet beğendim güzel bir iş yapmışlar. Burada öyle tuşlara rastgele basıp önünüze geleni doğrama mantığı kesinlikle sökmüyor. Düşmanların bir duruş yani stance barı var ve doğru zamanda o "parry" sesini duyup savuşturma yapmazsanız en basit Stormtrooper bile sizin canınızı okuyabiliyor. İşte tam bu noktada o muazzam ışın kılıcı hissiyatı ve vuruş hissiyatı devreye giriyor. Silahı her savurduğunuzda, düşmanın zırhına veya kalkanına her çarptığınızda o tok, ağırlığı olan geri bildirimi sonuna kadar alıyorsunuz. Hele o ışın kılıcı sesleri... Kılıcı ilk açtığınızda çıkan o meşhur "vınn" sesi, havadaki salınımları ve düşman mermilerini ve saldırılarını kılıçla tam zamanında geri yansıtmanın, savuşturmanın çıkardığı o tiz cızırtılar kulakların pasını siliyor. Hikayeyle birlikte açtığınız o itme, çekme ve zamanı yavaşlatma gibi Güç yetenekleri dövüşe entegre olduğunda ise oyun akıyorrrr. Güç yetenekleriyle ve ışın kılıcıyla birlikte yapılacak (veya tek tek fark etmez) komboları tamamen sizin yaratıcılığınıza bırakmışlar. Fakat dövüş mekaniklerindeki o güzelliğe rağmen insanı fena halde gıcık eden bir detay var. Işın kılıcıyla adam kesiyoruz ama uzuvlar kopmuyor! Yaş sınırı takıntısı yüzünden koskoca ışın kılıcı düşmanların içinden floresan lamba gibi geçip gidiyor, insansı düşmanlarda parçalanma efektini tamamen kısmışlar (hikayede bir sahne var ama spoiler vermek istemediğim için yazmıyorum). Sadece bazı yaratıkları ve droidleri kesebiliyoruz ki bu durum o ölümcül silahın inandırıcılığına ve dövüşün o vahşi ağırlığına ciddi darbe vuruyor. Mantis adlı gemimizle kokpite geçip gezegenler arası hiperuzay atlaması yapma hissiyatı üstüne gezegene yakınlaşırken uzay boşluğundaki görüntüsü tam bir sinematik şölen. Bu seyahat arasında kokpitteki sohbetlerde gayet dinlemesi zevkli. Mantis gemisindeki Holotable'da çok hoşuma gitti gezegenleri gösteriyor bu çok hoşuma gitti ve gezegenin yüzde kaçını keşfettiğiniz, bulduğunuz sandık ve sırlarda yazıyor, bu özellik de gayet ince olmuş. Keşfettiğimiz Bogano'nun huzurlu yeşilliği, işgal altındaki Zeffo'nun labirent gibi devasa buz mağaraları, Dathomir'in lanetli ve boğucu kırmızı havası ile Kashyyyk'in o uçsuz bucaksız devasa ormanları görsel olarak tek kelimeyle büyüleyici. Oyun tam bir Metroidvania olduğu için bir gezegende kilitli olan yolları, hikaye gereği çocukluk anılarını tazeleyip yeni yetenekler öğrendikçe geri dönerek açıyorsunuz. Keşif hissi benim için oyun boyunca keyifli olsa da o üç boyutlu holomap'i anlamak kelimenin tam anlamıyla bir işkence. Üstelik oyunda fast travel. Haritanın öbür ucundaki bir tapınakta işiniz bittiğinde gemiye dönmek için o koca haritayı 20 dakika boyunca aynı düşmanları tekrar keserek tersten yürümek zorundasınız; bu durum bir yerden sonra insanı gerçekten gıcık edebiliyor. Yine de Star Wars Jedi: Fallen Order, uzuvları kopmayan ışın kılıcı animasyonlarına ve o bitmek bilmeyen yürüme işkencesine rağmen son yıllarda yapılmış en eli yüzü düzgün Star Wars oyunu. Kusursuz değil belki ama geçmişi kurcalayan o sinematik sahneler, hikayeyle iç içe büyüyen o şahane Güç dinamikleri ve sizi sürüklediği o epik final tüm o eziyeti unutturmaya yetiyor. Eğer evreni biraz bile seviyorsanız kesinlikle kaçırılmaması gereken bir deneyimdir. Puanım 9/10'dur.
O Final Boss Fight var ya onu kesicem diye canım çıktı 221 dakikada anca kestim ama bu süre boyunca hiç sıkılmadım tam tersine aşırı zevk aldım.
Posted July 16. Last edited July 20.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
0.0 hrs on record
Bu DLC paketiyle birlikte oyunu yeni bir bölgede oynamamamıza rağmen karakter yazımı, görev ve hikaye kalitesiyle yine eşsiz bir deneyim sunuyor. Witcher 3 için çıkan ilk genişleme paketi Hearts of Stone için de sıradan bir DLC demek kesinlikle haksızlık olur. Bu genişleme paketi mevcut haritanın sınırlarını azıcık genişleterek bize baş döndürücü, karanlık, yoğun bir atmosfer ve yanında kaliteli bir hikaye sunuyor. Hikaye basit bir kontrat gibi başlasa da Emektar Witcher'ımızı ölümsüzlükle lanetlenmiş ve duygusuz Olgeird von Everec ile gizemli ve ürkütücü güçleri olan Ayna Ustası Gaunter O'Dimm arasındaki lanetli bir pazarlığın arasında buluyoruz. Bu DLC'nin de görev çeşitliliği ana oyun kadar güzel olmuş valla CD Projekt'e helal olsun tekrardan hakkını vererek yapıyor adamlar böyle bir firma yok ya. Türkçe dil desteği de koyuyorlar valla adamsınız siz. Geralt'ın düğün diye gidip yapmadığı şey kalmayan görevler olsun büyük bir banka soygunu olsun bir sürü farklı macera var. Özellikle o ilerleyen kısımlarda tabloların içindeki gotik atmosfer (DLC'nin bu kısımları aşşırı etkileyici ve zevklidir) bu firmanın tasarım dehası olduğunu tekrar ve tekrar kanıtlıyor. Hikaye hakkında daha çok konuşup spoiler verip tadını kaçırmak istemiyorum o yüzden bu kadarı yeter. Songs of the Past DLC'si heyecanımızı katlasa da Hearts of Stone'un yeri ayrıdır. Eşi benzeri olmayan deneyimler yaşattığın için teşekkürler CD Projekt RED!
Posted July 5. Last edited July 7.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
3 people found this review helpful
0.0 hrs on record
Bir DLC düşünün ki, piyasadaki birçok oyundan daha fazla içerik, daha kaliteli bir hikaye, daha etkileyici bir atmosfer ve birbirinden eğlenceli yan görevler sunsun. The Witcher 3 için çıkan genişleme paketi Blood and Wine'a sıradan bir DLC demek kesinlikle ona haksızlık olur. Karşımızdaki içerik adeta başlı başına farklı bir oyun gibi, bir genişleme paketinden çok daha fazlası. İşte bu yüzden bana göre Blood and Wine, gelmiş geçmiş en iyi oyun DLC'sidir. bunu Witcher 3 incelememde de belirtmiştim zaten. Bu paket bizi ana oyundaki karanlık, savaş dolu ve kasvetli atmosferden tamamen uzaklaştırıyor. Emektar Witcher'ımızı çok daha renkli, büyüleyici manzaraları olan bambaşka bir diyara götürüyor. İşte burası Toussaint! DLC'ye ilk başladığınız andan itibaren Toussaint'ın atmosferi ve mimarisi şahsen beni çok etkiledi. Fransız, İtalyan, Alman ve İspanyol esintileriyle dolu tam bir Kraliyet Kenti var karşımızda. Etraf şatolarla dolup taşmış, birbirinden lüks binalar, göz alıcı meydanlar ve say say bitmeyecek şeylerin yanında bağ evleri ile de manzarayı süslüyor. CD Projekt RED gerçekten bu işi hakkını vererek yapmış valla helal olsun. Yan görevleri de yine ana oyun kadar güzel olmuş. Üzerine eklenen yeni mutasyon/mutajen (her neyse artık) sistemleri ve zırh boyama özelliği ile Emektar Witcher'ımıza hak ettiği emeklilik huzurunu sunan Corvo Bianco bağ eviyle birlikte bu paket (Corvo Bianco'da ki evini özelleştirebiliyoruz, zırh, kılıç, av ganimeti vesaire vesaire), Geralt’ın efsanevi hikayesine yazılabilecek en görkemli, en tatmin edici ve en kusursuz vedayı sunuyordu fakat yeni DLC duyuruldu! Songs of the Past. Bu DLC bizi Geralt'ın geçmişine ve yeni maceralara götürecek olup heyecanımızı katlasa da, Blood and Wine'ın yeri çok daha ayrıdır. Eşi benzeri olmayan deneyimler yaşattığın için teşekkürler CD Projekt RED!
Posted July 5.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
4 people found this review helpful
1.0 hrs on record (1.0 hrs at review time)
açılmıyor ki oynayalım rezil oyun
Posted June 11.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
No one has rated this review as helpful yet
5.1 hrs on record (4.8 hrs at review time)
oyunu playtestinden daha kötü yapmayı nasıl becerdiniz
umarım güncellemeler ile zamanla düzeltilir.
Posted June 6. Last edited June 6.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
No one has rated this review as helpful yet
5.4 hrs on record
Biraz zor ama sarıyor, indirime girince alınır, keyifli ve ucuz.
Posted May 15.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
2 people found this review helpful
78.6 hrs on record
Witcher'ın 8 kitabı varmış üstüne 3 de oyunu varmış. Ne gerek var ya düz 3'ten başla işte.
Bu oyunu ilk oynamayı denediğimde düz ana hikayeden gitmeyi denedim yapamadım, levelim düşüktü, eşyalarım zayıftı ve hiçbir şey anlayamadan bıraktım. Sonra yine başladım yine aynı mesele. Bu yıl yine başladım ve bu sefer yan görevleri yapmaya başladım. Yan görevleri yapa yapa bu oyundan aldığım zevk arttı. Oyunun yan görevlerini sunuş şekli vs. vs. kısaca yan görevleri ana hikaye görevleri kadar güzel. Zaten ana görevden birkaç seviye yüksek olduktan sonra full ana görevlerden gittim.
Witcher 3 benim için RPG türünün en başarılı örneğidir (RPG konusunda Elden Ring'den daha çok hoşuma gitti) ve bence bir BAŞYAPITTIR (hatta daha fazlası :D). Hem ana oyunu hem de Hearts of Stone ve Blood and Wine DLC'sini de bitirdim, üçü de birbirinden güzel. Şahsen bu oyunu ve DLC'lerini beğenmeyen biri varsa (oynayıp da beğenmediyse lafım yok, herkes sevecek diye bir şey yok sonuçta) rekabetçi oyunlardan beyni sulanmış bir budaladır. Hatta bence Witcher 3'ün Blood and Wine DLC'si, gelmiş geçmiş en iyi oyun DLC'sidir. Peki Witcher 3'ü bu kadar övdün, gelmiş geçmiş en iyi oyun mu diye bana sorarsanız, ben Elden Ring derim, Witcher 3'e ise 2. sırada yer veririm.
Öncelikle bu oyunun 11 yıllık bir oyun olduğunu hatırlamak lazım fakat buna inanmak şahsen zor. Next-gen ile grafikleri mükemmel olmuş. Oyunda ana görevlerde sürükleyici ve güzel. Ana oyunun görevlerinin yanında Hearts of Stone ve Blood and Wine'ın hikayesi ve görevleri de aynı şekil güzel. Oynarken her saniyesinde keyif alabiliyorsunuz. Özellikle Geralt, Eskel ve Lambert'ın fightladığı ara sahneler aşırı hoşuma gitti. Blood and Wine'da ise Detlaff ile olan fightta aynı durum söz konusu. Oyunun açık dünyası ise çok çeşitli. Çok iyi, çok dolu bir açık dünya yapmışlar. Yani bu oyun için çok uğraşılmış, çok düşünülmüş aşırı iyi ya, mükemmel, bir BAŞYAPIT.
Gelelim oyunun müziklerine. Oyunu oynarken müziklerin giriş veya bitiş anları tam zamanında yani çok uyumlular, bazı müzikler fightta gaza getirirken bazıları ise at sürerken insana huzur veriyor. Yani en iyi oyun Soundtrack'i Witcher 3'tedir. Biliyorum, çoğunda gelmiş geçmiş, en iyisi vb. ifadeler kullandım fakat gerçekten dediğim konularda en iyisi bu ya. Daha iyi bir oyun Soundtrack'i gelirse Witcher 4 olur başka bir oyun olamaz gibi. Oyunda combat mekanikleri de güzel, çok rahat alıştım işaretlere vs. ve keyfime baktım. Bu oyunda başka bir keyif aldığım konu ise Skellige Adaları'nda at sürmek oldu. Skellige Adaları'nda çalan müzik ile at sürünce çok huzurlu bir his veriyor. Oyunun genelinde at sürmek benim için keyifliydi. Tabii bazı yüksek noktalarda atın durması bazen sinir bozucu olabiliyor, hatta çok yüksek olmayan, yere yakın olan yerlerde de duruyor ama olsun o kadarcık da 11 yıllık oyun yani. Tek zayıf kaldığı kısım ara sahneler olabilir, buna rağmen duyguları çok iyi yansıtmışlar. Ara sahnelerde karakterler hep aynı ya da benzer hareketleri ve mimikleri yapıyorlar. Bunu da normal karşıladım çünkü 11 yıllık oyun yani, zamanına göre çok iyi bir oyun. Veeeee bu oyuna puanım 11/10. Kesinlikle her oyuncunun ölmeden önce oynaması gereken bir oyun.
Posted March 26. Last edited May 27.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
4 people found this review helpful
3.5 hrs on record
niye daha fazla oynamak için para istiyorsun be lanet oyun! sırf bu yüzden tavsiye etmiyor diyeceğim böyle iş olmaz olsun! aslında oyun güzel diyordu ama credits ekranını erkenden görünce...
Posted March 14. Last edited March 14.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
Showing 1-10 of 71 entries
<123 ... 8>