Install Steam
sign in
|
language
简体中文 (Simplified Chinese)
繁體中文 (Traditional Chinese)
日本語 (Japanese)
한국어 (Korean)
ไทย (Thai)
Български (Bulgarian)
Čeština (Czech)
Dansk (Danish)
Deutsch (German)
Español - España (Spanish - Spain)
Español - Latinoamérica (Spanish - Latin America)
Ελληνικά (Greek)
Français (French)
Italiano (Italian)
Bahasa Indonesia (Indonesian)
Magyar (Hungarian)
Nederlands (Dutch)
Norsk (Norwegian)
Polski (Polish)
Português (Portuguese - Portugal)
Português - Brasil (Portuguese - Brazil)
Română (Romanian)
Русский (Russian)
Suomi (Finnish)
Svenska (Swedish)
Türkçe (Turkish)
Tiếng Việt (Vietnamese)
Українська (Ukrainian)
Report a translation problem




Kalbinde sakladığın tüm kötülükler, kendi gölgene dönüşsün. Attığın her adımda vicdanının fısıltısı peşini bırakmasın. Geceleri huzur aradığında, yaptıklarının yankısı kulaklarında çınlasın.
Sana ne ışık huzur getirsin ne de zaman yaralarını iyileştirsin. İçindeki boşluk büyüsün, merhamet aradığında karşılık bulamasın. Ruhun, kendi karanlığında kaybolsun; ne affedebilesin ne de affedilebilesin.
Bu sözlerim bir lanet gibi üzerine çöksün:
Sevgi aradığında yalnızlığı bul, umut aradığında umutsuzlukla yüzleş. Kalbinin derinliklerinde taşıdığın yük hafiflemesin. Kendi yaptıklarının gölgesi seni ömür boyu takip etsin.
Ve bir gün, gerçeğin ağırlığıyla baş başa kaldığında, ruhunun en çok kendi karanlığından korktuğunu anla.