27
Products
reviewed
0
Products
in account

Recent reviews by Rytimus

Showing 1-10 of 27 entries
<123>
No one has rated this review as helpful yet
282.1 hrs on record
282 Saat oynadın ne anladın deseler hiç derim ama hazine sandığı bulmak acayip tatmin edici :D
Reviewer's PC Specs:
Windows 11
AMD Ryzen 7 5700X3D 8-Core Processor - RAM: 32 GB
NVIDIA GeForce RTX 5070 - VRAM: 12 GB
Posted May 24.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
No one has rated this review as helpful yet
15.0 hrs on record
Resident Evil Requiem’i büyük bir heyecanla başlattım; ışıkları kapatıp kulaklığı takınca ilk saatler gerçekten etkileyiciydi. Atmosfer güçlü, ses tasarımı gerilimi iyi besliyor ve tempo başta gayet dengeli. Ancak ilerledikçe oyun fazla güvenli oynamaya başlıyor; risk almıyor, şaşırtmıyor. Hikâye merak duygusunu canlı tutsa da finali beklediğim etkiyi yaratmadı. Aksiyon akıcı ama korku dozu zamanla geri plana düşüyor. Boss savaşları görsel olarak etkileyici, oynanışta ise fazlasıyla tanıdık. Bulmacalar akışı bozmayacak kadar hafif; eski oyunlardaki o zorlayıcı anları aradım. Teknik tarafta sorunsuz ve temiz bir deneyim sunduğunu kabul etmek gerek. Sonuç olarak iyi vakit geçirdim ama içimde hep aynı düşünce vardı: Bir adım daha cesur olsaydı, çok daha unutulmaz olabilirdi.
Posted March 2.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
11.3 hrs on record
Zone’a geri dönmek, eski bir dostla buluşmak gibi değil; seni yıllar önce dolandırmış biriyle tekrar karşılaşmak gibi. Tanıyorsun, ne yapacağını biliyorsun ama yine de “belki bu sefer düzelmiştir” diyorsun. S.T.A.L.K.E.R.: Shadow of Chornobyl – Enhanced Edition da tam olarak bu. Biraz daha bakımlı, biraz daha stabil ama karakter olarak zerre değişmemiş.

Enhanced kısmı gözümüze sokulmuyor. Işıklar daha iyi, sis daha dramatik, geceler daha karanlık. Zone hâlâ seni eğlendirmek için değil, huzursuz etmek için var. Hiçbir şey olmuyorken bile tetiktesin. Oyun korkutmuyor, bekletiyor; garip ama hâlâ çok etkili.

Oynanışta büyük sürpriz yok. Silahlar yine güven vermiyor ama asıl mesele bu da değil. Ateş ediyorsun, mermi gidiyor, düşman düşüyor… ama sende pek bir şey olmuyor. Vuruş hissi yok. Ne ses, ne animasyon, ne geri bildirim “evet, bunu ben yaptım” dedirtiyor. FPS oynuyorsun ama tatmin hissi sanki başka bir oyunda kalmış. Enhanced Edition burada da devrim yapmamış; sadece bu eksikliği daha net fark ettirir hâle getirmiş.

Bu bir refleks oyunu değil, bir sabır testi. Acele edersen ölüyorsun, dikkat edersen hayatta kalıyorsun ama çatışmalardan çıktığında aklında “ne güzel sıktım” değil, “neyse atlattık” kalıyor. Zone seni ödüllendirmiyor, sadece hayatta bıraktığı için izin veriyor.

Düşmanlar bazen gerçekten akıllı, bazen de varoluşsal kriz yaşıyor. Bir an çevrelendiğini hissediyorsun, bir an biri duvara ateş ediyor. Teknik olarak sorun, atmosfer olarak Zone klasiği. Bug’lar hâlâ var ama artık oyunu kapattıracak seviyede değil. Daha çok “tamam, burası Zone” dedirten türden.

Ses tasarımı hâlâ oyunun gizli silahı. Müzik az, sessizlik bol. Rüzgâr, metal gıcırtıları, uzaktan gelen belirsiz sesler… Kulaklıkla oynandığında oyun ekrandan çok kafanın içinde çalışıyor. Enhanced Edition bu tarafı kurcalamamış ve bu kesinlikle doğru karar.

Sonuç olarak bu sürüm, oyunu modernleştirmeye çalışmıyor; sadece yaşlandığını kabul ediyor. Hâlâ sert, hâlâ sabırsız oyuncuya düşman, hâlâ konforsuz. Ama Zone’u bilenler için hâlâ güçlü.

Puan? 7/10.
Atmosfer hâlâ zirvede, ama mermiler hâlâ sanki boşluğa gidiyor.
Posted December 24, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
8.8 hrs on record (4.9 hrs at review time)
Evet millet olay yerinden geliyorum o yılanı kodlayan elemana buradan selamlarımı gönderiyorum yerde çubuk sandım eğilip alayım dedim yamulup kaldım bide yılan fobim vardı bu oyun sayesinde yenicem kısmetse.

Salaklıklarımıza gülmekten oyunda sürekli kaza yapıyoruz arkadaşlarla çok eğlenceli.
Posted November 27, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
19.2 hrs on record (8.7 hrs at review time)
Middle-earth: Shadow of Mordor, “Yüzüklerin Efendisi evreninde turist değil, bizzat Mordor güvenlik ihlalinin sebebiyim” hissi uyandırıyor. Talion’un ölüyken dirilişi ve ruh yoldaşı Celebrimbor sayesinde orkların baş belası olman, Silmarillion okumadan da Orta Dünya’yı darmadağın etmeyi mümkün kılıyor. Nemesis sistemi, sana kin tutan orklar yaratıp adeta “Mordor’un psikolojik danışmanı sensin” dedirtiyor; seni öldüren ork terfi ediyor, geri dönüp intikam alınca kendini en epik sokak kavgasında gibi hissediyorsun. Savaş mekanikleri akıcı; kılıç, yay, gölge güçleri… Rohan atına gerek yok, sen zaten tek başına ordu gibisin.

Eksiler? Hikâye bazen “epik destan”dan çok “yeni başlayanlar için kötülük tanıtımı” şeklinde akıyor. Çevre tasarımı da yer yer tek tonda; Mordor güzel bir yer değil evet, ama gri skalada bu kadar ısrar biraz göz yoruyor. Yine de düşmanların seni hatırlaması, kurgusal intikam döngüsünün bu kadar canlı hissettirmesi… oyun tasarımında küçük devrim.

Not: Hâlâ oynamadıysan içindeki rangersal öfkeyi kuşan, orkların adını belle ve intikam defterine hazırlık yap. Puanım: 7/10, çünkü duygularla değil orkla bağ kuruyorsun ve bu tuhaf şekilde iyi hissettiriyor.
Posted October 31, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
9.1 hrs on record
The Last of Us Part I, mantar salgınını alıp “insanlık kırılgan, ama sevgi daha tehlikeli bazen” diye suratına vuran kıyamet operası gibi çalışıyor. Joel’in taş gibi kalbini yumuşatan Ellie, ekranda değil ruhuna misafir oluyor. Çatışmalar tedirgin ediyor; mermiyi harcarken içinden muhasebeci çıkıyor, “şimdi sıksam mı, yoksa tuğla mı atsam?” Terli nefes, karanlık koridor, Clicker’ın tıslaması… ses tasarımı sinir sisteminin iç duvarlarına grafiti yapıyor. Grafikler o kadar detaylı ki karakter gözlerinde hayat, çimlerde bile dram var; bir yaprağa bakıp duygusallaşabiliyorsun.

Minik kusur? “Daha önce oynamıştık” hissi remake doğasının bedeli ve bazı bölümler hâlâ kontrollü tempo diye yavaş kucaklıyor. Ellie’nin esprileri zaman zaman “insanlığın çöküşünde bile mizah mı?” dedirtiyor; fakat açıkçası insanlar böyle, travma ve şaka el ele gezer. Oyunun en büyük gücü dövüşten çok sessizlikte; bazen bir bakış, on sahnelik mermi şovundan daha vurucu.

Not: Hâlâ oynamadıysan kendini duygusal çelik yelekle hazırla, ama yine de delip geçecek. Kulaklık tak, ışıkları kıs, ve insan olmanın hem lanet hem lütuf olduğunu hatırlamaya hazırlan. Puanım: 9.7/10, çünkü mantar bu kadar acıtıyorsa pizzayı suçlu hissetmeden yemek bir lüks.
Posted October 31, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
9.5 hrs on record
Batman: Arkham Knight, “gece benim, pelerinim var, duygusal travmamı da kimseye vermem” manifestosu gibi gladyatör edasıyla Gotham’ın karanlığına dalıyor. Şehrin neonlu yağmur altındaki atmosferi insanın içine işliyor; sanki sokaklar nemli, suç ise aromalı kahve gibi taze çekilmiş. Dövüş sistemi hâlâ “karanlıkta ninja, gündüzde terapist” seviyesinde akıcı. Batmobile? Roketli araba sürerken trafik kuralları unutuluyor, suçlular da “bizi niye tankla kovalıyorsun abi?” diye isyan etse haklı. Oyunun sinematik havası, Joker’in zihne musallat oluşu… buralar ders niteliğinde psikolojik gölge sanatı.

Eksiler? Batmobile bazen fazla “zorunlu misafir” gibi; şehir harika ama tank puzzle’ları “benim derdim suçla, mühendislikle değil” dedirtiyor. Hikâye twistleri bazı noktalarda tahmin edilebilir oluyor ama duygusal tonu güçlü tuttuğu için o tahmin bile hoş geliyor. Yine de Batman olma hissi, avcı sessizliği, çatılardan süzülme tadı… hepsi bir araya gelince Gotham insanda tuhaf bir aidiyet bırakıyor. Pelerin olmasa da apartman çatılarından atlayasın geliyor—tabii yapma, fizik bu oyunda daha nazikti.

Not: Hâlâ oynamadıysan gece modunu aç, kulaklığı tak ve şehri yukarıdan izlerken içinden “benim şehrim” fısıldamaya hazır ol. Puanım: 9.3/10, çünkü karanlık kahramanlık hiç bu kadar görkemli ve depresyonla cilalı olmamıştı.
Posted October 31, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
31.0 hrs on record
Resident Evil Village, “köy mü? masal mı? yoksa genetik olarak bozulmuş Disneyland mi?” sorusunu suratına fırlatıp seni maceraya sokuyor. Ethan yine bir babanın yaşaması gerekmeyen şeyler yaşıyor; adamın başına gelenler görsen “ben aile kurmayayım ya” dersin. Atmosfer gotik peri masalıyla mutant kâbusu arasında gidip geliyor; Lady Dimitrescu’nun vampir değildir ama gönüllerde dev gibi taht kurduğu kısım ise internet tarihine zaten geçti. Silah hissi şahane, ortam tasarımı “soğuk hava teneffüsü yaparken içimde kurt uluyor galiba” hissi veriyor.

Yine de senaryo bazen “bu ne lan Metal Gear mı?” dedirtecek kadar garip zigzaglar çiziyor. Köyün bazı bölümleri harika, bazıları ise “çabuk bitir çık” tadında. Ethan’ın dayanıklılığı bilimsel çalışma konusu olmalı; kol kopuyor, kafa gidiyor, adam hâlâ “Mia?” diye geziyor. Ama korku-gerilim, aksiyon ve absürt gotik dram karışımıyla kalbinde yer açmayı başarıyor. Son olarak, bebek sahnesi… konuşmuyoruz. Travma paylaşılarak hafifler, ama bunu unutamıyoruz.

Not: Hâlâ oynamadıysan ışıkları biraz kıs, sesi aç ve içinden “bu kapıyı açmasam?” diye geçirmeyi göze al. Puanım: 9/10, çünkü kim korkuyu bu kadar stil sahibi yapabilir ki? Bu oyun, kabusların bile şık giyinebildiğini kanıtlıyor.
Posted October 31, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
1 person found this review helpful
15.7 hrs on record (14.3 hrs at review time)
Metal Gear Solid V, “ben gizliyim, beni görmüyosun değil mi?” hissiyatını dopaminle karıştırıp beynine basan bir oyun. Açık dünya çöllerinde gezerken kendini asker değil, deve kuşu kostümü giymiş gizli ajan gibi hissediyorsun. Kontroller tereyağından kıl çeker gibi; o kadar akıcı ki Snake koşarken sen bile daha hızlı nefes alıyorsun. Düşmanları balonla kaçırmak ise bilimsel olarak kanıtlanmış en komik savaş suçu atmosferi… ama helikopter fiyatları ülke ekonomisi gibi, cüzdanın ağlıyor.

Fakat bu şaheser, “hikâye mi? final mi? uğraşmicam kardeşim” deyip oyuncuyu ortada bırakıyor. Kojima sanki son bölümü rüyasında görüp sabah “not almamışım ya…” demiş gibi. Tekrar eden görevler var; bazen “ben bunu dün de yapmadım mı?” diye hafızanı sorguluyorsun, Haluk misali günlük yazasın geliyor. Eksik finaline rağmen, taktiksel zekâ, tuhaf mizah ve yaratıcı kaosuyla hâlâ gönüllere Fulton’lanmış bir efsane. Gelecekte bu oyun anlatılırken “gizlilik oyunu” değil, “bu saatten sonra rüzgar da beni görür ama ben yine çömelirim” simülasyonu denecek gibi.

Not: Hâlâ oynamadıysan, spoilerlardan kaç, kulaklığını tak, çömel ve depar arasındaki kutsal dengeyi keşfet. Puanım: 9.3/10, çünkü adamlar finali unutmuş ama oyun beyin kimyasını yeniden yazıyor.
Posted October 31, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
21 people found this review helpful
1 person found this review funny
4
324.5 hrs on record (154.6 hrs at review time)
Oyunu ön siparişte aldım ve tüm sonlarıyla bitirdim. Teknik sorunlar bir yana, oyunun dünyası gerçekten insanı içine çekiyor. Fakat gözümüzün önünde kabak gibi duran nükleer santral oyunda yok. Chernobyl’in gölgesinde, kalbinde Pripyat seni çağırıyor; eyvallah da hocam, asıl mesele 4. reaktörün olduğu yere gitmek değil mi?

Ben spoiler yememek için hiçbir bilgi almadan farklı seçimlerle dört farklı sona ulaştım ama hiçbirinde Chernobyl santraline gidemedim. Sonradan öğrendim ki oyunda santral ikonik olarak gösteriliyor fakat içine girilmiyor. Büyük ihtimalle ileride gelecek DLC’lerde bu mümkün olacak.

Oyunu oynamadan önce Chernobyl ile ilgili birçok belgesel seyrettim. Orada gördüğümüz ve anlatılan pek çok şey oyunda da gerçekten var. Mesela bir beton yükleme sahası görmüştüm, "Bu neden burada?" diye merak ederken seyrettiğim bir belgeselde öğrendim ki, radyasyonlu kamyonlar belli bir bölgeden çıkmasın diye kirli bölgede beton aktarma istasyonları kurmuşlar. Temiz kamyonla getirilen beton, orada diğer (kirli) kamyona aktarılıyormuş. Oyunda bunun gibi en az 30 referans fark ettim.

Benim gibi oyundan önce Chernobyl dizisini izleyip ardından oradaki gizemi biraz araştırdıktan sonra oyuna girerseniz, emin olun oyundan alacağınız keyif inanılmaz seviyede artıyor. Ben oyunu 150 küsur saat oynadım ve tüm sonları gördüm. Bundan sonra oynarsam kıymetli eşyalar için oynarım ya da yeni bir hikâye DLC’si geldiğinde dönerim.

Normalde olumlu yönde puan vermeyecektim ama bu kadar süre oynadıktan sonra yapımcı firmaya haksızlık etmiş gibi hissederim doğrusu. Umarım tüm sorunlarından arınır ve diğer oyuncular da bu oyunun keyfini rahatça çıkarır.

Herkese iyi oyunlar!
Posted May 28, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
Showing 1-10 of 27 entries
<123>