Install Steam
sign in
|
language
简体中文 (Simplified Chinese)
繁體中文 (Traditional Chinese)
日本語 (Japanese)
한국어 (Korean)
ไทย (Thai)
Български (Bulgarian)
Čeština (Czech)
Dansk (Danish)
Deutsch (German)
Español - España (Spanish - Spain)
Español - Latinoamérica (Spanish - Latin America)
Ελληνικά (Greek)
Français (French)
Italiano (Italian)
Bahasa Indonesia (Indonesian)
Magyar (Hungarian)
Nederlands (Dutch)
Norsk (Norwegian)
Polski (Polish)
Português (Portuguese - Portugal)
Português - Brasil (Portuguese - Brazil)
Română (Romanian)
Русский (Russian)
Suomi (Finnish)
Svenska (Swedish)
Türkçe (Turkish)
Tiếng Việt (Vietnamese)
Українська (Ukrainian)
Report a translation problem

Westminster, United Kingdom (Great Britain)
“içkiliyim.”
“boş ver yutalım şeritleri bas gaza” dedin.
“bu otel güzel, adını sevdim,
orda öyle yerlerime dokun,
dokunmadığı kimsenin”
sarhoş olsak ya
kimiz unutsak ya
bulut olup iç içe
bardaktan boşansak ya
tek vücut olsak ya
yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya.
yıllar önceydi,
çok da güzeldi,
şimdi düşününce.
“benimsin” demiştim,
“ben de senin”,
renkli rüyalar otelinde.
kapıları çalmıştım
-cevapsız- savrulmaya,
hiç atmayan kalpleriyle insanlara.
“ama sen farklısın”
dedim, dedin ki sense;
"dikkat et sadığımdır sadece
kendime!”
sarhoş olsak ya
kimiz unutsak ya
bulut olup iç içe
bardaktan boşansak ya
tek vücut olsak ya
yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya.
yıllar önceydi,
çok da güzeldi,
şimdi düşününce.
“benimsin” demiştim,
“ben de senin”,
renkli rüyalar otelinde.